Web Hosting Tarih Mi Oluyor?

Web Server

Geçmişten günümüze kadar internet sitelerinin yayınlanması ve gerekli dosyalarının barındırılması için web hosting alanlarına ihtiyacımız vardı. Özellikle 90’ların sonu ve 2000’lerin ortalarına kadar web hosting kavramı tüm dünyada yeni şirketlerin oluşmasına, sektörün yayılmasına olanak sağlamıştı. Ancak günümüzde gelinen noktada ihtiyaçlar artık karşılanamaz olmuş, mobil cihazların yaygınlaşması ile çeşitli sunucu tipleri doğmuş ve büyük verilerin işlenmesi konusunda şirketler, kendi sunucularını barındırma yoluna gitmişlerdi. Bu yazımızda web hosting’in neden yetersiz kaldığını, kırılma anlarını ve ihtiyaçların sektöre nasıl yön verdiğine değineceğiz. 

Web Hosting’in Geçmişte ve Günümüzde Kullanımı

Geçmişte web hosting kavramı, bir sunucu üzerinde barındırılan ve internet sitesinin çalışması için gerekli dosyaları ziyaretçilerine sunması anlamına gelmekteydi. Bir sunucu firması sahip olduğu özellikleri bölerek internet sitesi sahiplerine satmakta ve gerektiğinde bu özellikleri değiştirme, kaldırma veya silme hakkına sahipti. Sunucu güvenliği tamamen bu firmalara aitti. Örneğin bir sunucuda 10 adet internet sitesi barındırıyorsa, bu internet sitelerinin birinde oluşacak güvenlik zafiyeti diğer 9 internet sitesinin tehlikeye girmesine olanak sağlıyordu. Ek olarak internet kullanıcı sayısı her gün artmasıyla ihtiyaçların ve dolayısıyla fiziksel sunucular yerine ölçeklendirilebilir sanal sunucuların önü açılmış oldu. 

Cloud Server

Web hosting kavramı günümüzde halen devam etmesine rağmen çeşitli ihtiyaçlar doğrultusunda yerini artık “bulut teknolojilerine” bırakmaya başladı. Bu aşamada en büyük kırılma anı, sanallaştırma çözümünün yaygınlaşmasıyla oldu. Sanallaştırma (Virtualization) özelliği sayesinde maliyeti yüksek olan sunucuların bölünmesi ve donanımın el verdiği şekilde içerisine dilediğiniz kadar işletim sistemi kurulması sektöre “Cloud Server” terimini kazandırdı. Bu teknoloji, klasik web hosting yapısına benzemektedir. En büyük avantajları yedekleme, senkron çalışma ve yeniden ölçeklendirilebilir olmasıdır. Örneğin Cloud Server’ı üç ayrı data center’da barındırabilir, gerektiğinde silip yerine yeni bir server atayabilirsiniz. Bu sayede sunucunun birinde bir sorun ortaya çıktığında internet sitesi ziyaretçilerinizi diğer sunuculara yönlendirebilirsiniz. 

Konteyner Yapıları ve Web Hosting İle İlişkisi

Konteyner yapıları (Kubernetes) günümüzde sıklıkla kullanılan bir çözümdür. Örneğin web hosting ile bir sitenin çalışması için gerekli dosyaları sunucuya attığınızı düşünün. Ardından bu dosyaları sunucu çalıştırıp hizmet vermeye başlarsınız. Aynı şekilde konteyner yapısı bize sunucunun bir kopyasını sunucuya göndermesi ve çalıştırması anlamına gelmektedir. Bu dosyaların temel manada isimlendirmelerine imaj (image) denmektedir. En yaygın konteyner uygulamalarından biri olan Docker’i araştırmanızı öneririm. Bu, başlı başına ayrı bir yazı konusu olabilir.

Kısacası dosyaları siz web sunucunuza gönderdiğinizde eğer bir yazılım güncellemesi de yapmanız gerekiyorsa, sunucu üzerinden ayarlama yapmanız gerekecektir. Konteyner yapıları sayesinde sunucunuzunu lokal bilgisayarınızda oluşturup gönderdiğinizde bu ayarlamalara gerek kalmaz. Sunucunuzun bir kopyasını kendi bilgisayarınızda çalıştırdığınızda yaptığınız değişiklikler aynı şekilde sunucunuza yansır. Bu sayede olası veri kayıplarını ve konfigürasyon hatalarını önlemiş olursunuz. Ek olarak versiyonlama yaparak dilediğinizde eski versiyonda yayın vermeye devam edebilirsiniz. 

Konteyner mimarisi sayesinde sanal sunucularınızı kendi içerisinde bölebilir ve çeşitli uygulamalar oluşturabilirsiniz. Bir web sunucusu, bir veritabanı sunucusu ve bir adet mobil oyun sunucusu barındırabilir, birbirinden bağımsız çalıştırarak konuşturabilirsiniz. Bu bağımsız uygulamaların her birine mikro servis mimarisi adını vermekteyiz. Mikro servislerin nimetlerini bir başka yazımızda yayınlayacağım için burada bırakıyorum.

Sektörün Geldiği Nokta: Amazon Web Services

Amazon Web Services (AWS), aslında yeni bir teknoloji değil. 2002 yılında popüler Amazon firmasının sunduğu bir hizmettir. Yukarıda belirttiğim gibi micro servis yapısını benimsemiştir ve bu yönde hizmet vermektedir. AWS ile ihtiyacınız olan çözümü kullanır ve kullandığınız kadar ödeme yaparsınız. Örnek olarak bir internet sitesini yayınlamak istiyorsanız bunun için öncelikle bir EC2 (Elastic Compute Cloud) hizmeti satın almalısınız. Ardından veritabanı için Amazon RDS (Relational Database Service), e-posta için Amazon Simple Email Service ve statik dosyaları depolamak için S3 servisi almanız gerekmektedir. Bu servislerin kendilerine özgü özellikleri ve konfigürasyonları bulunmaktadır. 

Database

 

Klasik web hosting çözümünde bu özellikler paket halinde geldiğinden maliyet dengesizliği oluşmaktaydı. Örneğin internet sitesinde 100 MB statik dosya bulunuyor fakat veritabanınız 100 GB boyutuna ulaştı diyelim. İhtiyacınız olmasa bile veritabanı alanını yükseltmek için ek para ödemeniz adaletsiz bir yaklaşım oluyordu. AWS gibi yapılar, EC2 hizmetinizde bir arttırma yapmadan Amazon RDS servisinin boyutlandırmasını yaparak maliyetlerinizi daha adil bir şekilde yönetmenize olanak sağlıyor. 

AWS üzerinde yüzlerce ihtiyacınız olan servisi kullanabilir, silebilir ve diğer uygulamalara bağlayarak komplike bir yapıda ziyaretçilerinize hizmet verebilirsiniz. Başta AWS olmak üzere Google ve Microsoft’un da benzer yapıda hizmetleri bulunuyor. Bu işleri yönetmek için yeni iş kolları ve mesleklerin ortaya çıktığını görmekteyiz. 

Sektörün Gittiği Nokta: Sunucusuz Yapılar (Serverless)

Yazımızın son kısmında serverless yapılara değinmek istiyorum. Sunucu yok ise biz dosyalarımızı nerede barındıracağız dediğinizi duyar gibiyim. Aslında isminden bağımsız, sunucusuz yapılar fiziksel bir sunucu olmadığı anlamına gelmiyor. Az önce mikro servis yapılarında bahsettiğim gibi uygulamaları dilediğimiz gibi bölebiliyoruz. Sunucusuz yapılar sayesinde de fonksiyonları bölebiliyoruz. 

Klasik işleşiye göre; kullanıcılar internet sitesinde arama yapmak istediğinde isteği yönlendireceğimiz adres, yine kendi sunucumuza ve kendi sunucumuzda bulunan veritabanına oluyordu. Serverless yapılarda bir arama yapmak istediğimizde istekler kendi sunucumuza değil serverless AWS sunucusuna yapılıyor ve oradan AWS üzerinde bulunan veritabanı sunucumuzda sorgulanıp tekrardan bize dönüyor. 

Bir internet sitesini oluşturan tüm fonksiyonları bu şekilde bölebiliriz ve sunucusuz yapıya kavuşturabiliriz. Arama, görsel yükleme, iletişim formları ve aklınıza ne geliyorsa. Bu mimariyi oluşturduktan sonra elimizde sadece bir kaç basit kod parçası kaldığından ve kendi sunucumuzda neredeyse hiç bir işlem yapmadığımızdan isimlendirme olarak sunucusuz (Serverless) seçiminin ne kadar doğru olduğunu görebiliyoruz.

Sonuç

Web hosting ile başlayarak, kodlarımızı parçalayan hizmetlere kadar geldik. Dışarıdan bakıldığında sorunsuz çalışan bir internet sitesi veya mobil uygulama görebiliyoruz. Ancak bu anlattıklarım bunların dışında çok geniş bir kitleye hizmet vermektedir. Özellikle nesnelerin interneti, blockchain teknolojileri, oyunlar ve dahası sektöre yön vermektedir. Tüm bu uygulamaların ihtiyaçları oldukça bu ihtiyaçları karşılayacak teknolojilerin çıkması bizi düşündürmeye ve araştırmaya sevk etmelidir.

Tags :
Web Server
Share This :

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 × four =